Diyarbakır Barosu, Adalet Bakanlığı’nın Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ve meclisteki siyasi partilere yönelik yaptığı başvuruda, 1990’lı yıllarda yaşanan faili meçhul cinayetlerin kapsamlı bir şekilde araştırılmasını talep etti. Bu çağrının arka planında, yıllardır süregelen cezasızlık politikalarına son verilmesi ve insan hakları ihlalleriyle mücadele amacı yatıyor.
Adalet Bakanlığı’nın Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan “Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı”, geçmişte yaşanan faili meçhul cinayetlerle ilgili soruşturmaları yeniden inceleme sürecine girdi. Diyarbakır Barosu, bu yeni yapılanmanın yanı sıra, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ve diğer ilgili kurumlar ile siyasi partilere, faili meçhul cinayetler ve zorla kaybetmelere dair yasal düzenlemelerin yapılması için başvuruda bulundu.
Başvuruda, zamanaşımı uygulamalarının sona erdirilmesi ve etkin bir soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerektiği vurgulandı. Diyarbakır Barosu, 1990’lı yıllarda yaşanan bu cinayetlerin derinlemesine araştırılması gerektiğini ifade etti.
Başvuruda, Türkiye’nin yakın tarihindeki en ağır insan hakları ihlalleri arasında yer alan 1990’lı yıllardaki faili meçhul cinayetlerle ilgili önemli istatistikler de paylaşıldı. Bu dönemde, gazeteciler, siyasetçiler, insan hakları savunucuları, avukatlar ve sivillerin hedef alındığı; birçok kişinin gözaltında kaybolduğu, işkence gördüğü ya da faili meçhul saldırılar sonucu hayatını kaybettiği belirtildi. 1995 yılında TBMM bünyesinde hazırlanan bir rapora göre, 1990’lı yıllarda işlenen faili meçhul siyasi cinayet sayısı 1,797 olarak kayıtlara geçti. Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın verilerine göre ise 1990-2011 yılları arasında en az 1,901 faili meçhul cinayet işlenmiştir.
Diyarbakır Barosu, ayrıca Türkiye’nin uluslararası hukuk çerçevesinde insan hakları ihlalleriyle ilgili failleri soruşturma ve yargılama yükümlülüğünü de hatırlatarak, aşağıdaki talepleri sıraladı:
1. Faili meçhul cinayetler ve zorla kaybetmelerde zamanaşımının kaldırılması için gerekli anayasal ve yasal düzenlemelerin yapılması,
2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları doğrultusunda yaşam hakkı ihlallerinde etkili soruşturma yükümlülüğünün tam olarak yerine getirilmesi,
3. 1990’lı yıllarda işlenen faili meçhul cinayetlerin insanlığa karşı suç olarak değerlendirilmesi için hukuki ve kurumsal çalışmaların başlatılması,
4. Zamanaşımı gerekçesiyle kapatılmış dosyaların yeniden incelenmesi için özel yasal mekanizmaların oluşturulması,
5. Geçmişte devlet görevlilerinin karıştığı insan hakları ihlalleriyle ilgili soruşturmaların, özel olarak görevlendirilmiş savcılar tarafından yürütülmesi.
Diyarbakır Barosu’nun bu çağrısı, geçmişte yaşanan insan hakları ihlallerinin üstünün kapatılmaması ve adaletin sağlanması adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.