Kendinizle İlgili “Kişilik Bozukluğu” Şüpheleriniz mi Var? Yine Kendinize Soracağınız 2 Soruyla Şüphelerinize Son Verin…

Kişilik bozukluğu ruh sağlığı uzmanlarının kullandığı tanı kriterlerine göre temel olarak “süreğen içsel deneyimleme ve davranış örüntüleri” olarak tanımlanır.

Kişilik Bozukluğunuz Var mı Acaba? İki Basit Soru Öğrenmenize Yardımcı Olabilir.
Bozulmuş deneyimler ve davranışlar kişinin gündelik yaşamında, “klinik olarak belirgin bir sıkıntı hali; sosyal, mesleki ve diğer önemli alanlarda işlevsel bozukluklara” yol açar.
Bununla da bitmez, eğer kişi bu “sürekliliği” değiştirmek için çaba göstermezse bu örüntüler genelde kişiye ve duruma göre değişim göstermeksizin bu problemlerin kendini tekrar ederek aynı şekilde yaşanmasına sebep olur.

Kendini Yansıtmada Eksiklik
Kişilik bozukluğuna sahip olan insanlar kendi üzerlerine düşünmeye meyilli değillerdir. Bu durum da davranışlarını değiştirme ihtiyaçlarını ve kabiliyetlerini görmemeleriyle sonuçlanır. Bu yüzden bir tıkanmışlık içerisindedirler. Çaresiz, kırılgan, zayıf ve sanki evren onlara zor bir hayat sunmak için oradaymış gibi hayat kurbanı gibi hissederler.
Birçok kişilik bozukluğu olan insan, yüksek çatışmalı kişiliklere sahiptir ve hayattaki tüm problemlerinin sorumluluğunu yıkmak için belirli bir günah keçisi seçip onu suçlayabilirler. Kardeşleri, çocukları, ebeveynleri, komşuları, iş arkadaşları, patronları ve çalışanları gibi kimseler bu kişiler tarafından suçlanacak kişilere örnek olarak verilebilir.
Tümüyle karşı tarafı suçlama ve öz-düşünüm eksiklikleriyle, kişilik bozukluğu olan insanlar bu hareketlerine değişmeden devam edebilir. Bu yüzden, bu insanların problemleri ve çatışmaları sürer veya artar.
İçsel benlikte kullanabilecekleri potansiyeli olan enerjilerini hedefindeki insanlara, bazen en yakınındakilere saldırmakla ve bütün eleştirilere ve uzatılan yardım ellerine rağmen kendi davranışlarını savunmakla tüketirler.
Bir ilişkiden diğerine, bir işten diğerine atlayabilirler, hatta bazen bitkinlik belirtilerini gösterip çalışamayabilirler. Genellikle birkaç arkadaşları vardır, ama neden olduğunu anlayamazlar. Kişilik bozukluğunun genel tabiatı olarak da kendileri hakkında hiçbir şeyi değiştirmeye çalışmazlar, Şu iki soru böyle bir bozukluğa sahip olup olmadığınız hakkında düşünmenize yardımcı olabilir:

Yaşadığım problemde benim rolüm ne?

Eğer bu soruyu ciddi şekilde kendinize sorabiliyorsanız, bu çok iyi bir işaret. Bu, sizin herhangi biriyle bir çatışma veya problem içerisindeki rolünüzü ve bulunduğunuz konumu anlamaya çalıştığınızın bir göstergesi. Kişilik bozukluğu olan insanlar bu soruyu sorup kendilerine ciddi bir yansıtma yapmaya meyilli değillerdir.
Bu durum, problemin ana kaynağının siz olduğunun bir göstergesi olduğunu söylememekle beraber, sizin de bir rolünüz olabileceğinin kanıksanmasıdır. Örnek vermek gerekirse, birinden boşanırken ilişkideki problemlerin karşı tarafın istismarlarından dolayı olduğunu fark edersiniz. Fakat sizin partner seçiminizin de bu olaylarda bir rol oynadığını düşünebilirsiniz.
Bunu fark ederek, size ilk bakışta karşı tarafta neyin çekici geldiğini düşünebilir ve gelecekteki partner seçimlerinizde daha iyi tercihler yapmak için dikkate alacağınız kriterler konusunda sorumluluk alabilirsiniz.
Başka bir durumda, bir arkadaşınıza borç para verdiğinizi ve arkadaşınızın ortadan kaybolduğunu düşünelim. Kaçırdığınız uyarı işaretleri var mıydı? Parayı vermeden önce herhangi bir teminat mı almalıydın? Belki de parayı hiç vermemeliydin. Arkadaşınızın davranışından sorumlu olmasanız bile, bu durumun herhangi bir aşamasında sizin de küçük de olsa dahil olduğunuz ve rol oynadığınız bir bölüm mevcuttu.
Benzer şekilde kariyerinizde ilerlerken, iş arkadaşlarınızla iletişimdeyken de bu soruyu düzenli şekilde kendinize sorabilirsiniz: Bu problemde benim rolüm nedir?

Bir sonraki sorunda neyi farklılaştırabilirim?

Bu, bir önceki soruyu doğrudan takip eder. Bir problemin bazı bölümlerinde küçük de olsa kontrol sahibi olduğunuzu fark ettiğinizde, gelecekte böyle bir durumu önlemek veya yönetmek için plan yapabilirsiniz.
Davranışınızı değiştirmek bulunduğunuz koşulu iyileştirmek için genelde kilit bir rol oynar. Bu kişilik bozukluklarına sahip insanların nadiren yaptıkları bir şey. Bütün enerjilerini çaresiz hissetmek, kendilerinde değişiklik yapmaktansa başkalarını değiştirmeye çalışmakla harcarlar. Öfkelenebilirler, durumu görmezden gelebilirler, pasif-agresif bir tutum sergileyebilirler, ya da dikkat
dağıtmayı deneyebilirler.
Olumsuzluk, her zaman başka bir şeyin veya başka birinin hatasıdır, bu yüzden kendi “süreğen örüntülerini” değiştirmeye çaba harcamazlar.
Bazı insanlar bir kişilik bozukluklarının karakter özelliklerini taşırlar fakat hala öz-düşünüm yapmaya ve değişmeye yönelik kabiliyetleri vardır. Bu iki soruyu kendilerine düzenli aralıklarla sorarak bunları değerlendirmeye çalışırlar.
Sonuç
Kendinize “Benim bu problemdeki rolüm ne?”, “Bir dahaki sefere neyi farklı yapabilirim” sorularını sorabiliyorsanız ve bu sorulardan farklı hareketler değişimler yapabiliyorsanız, muhtemelen bir kişilik bozukluğuna sahip değilsiniz.
Ama eğer bir kişilik bozukluğuna sahipseniz, bu iki soruyu kendinize sormaya başlayabilirsiniz, tabii ki bir ruh sağlığı uzmanının yardımı eşliğinde. Uygun bir terapiyle, bu tanının getirdiği olumsuzluklara mahkum olmayıp kendinize daha üretken ve daha tatminkar bir hayat sağlamak mümkün.

Kaynak:Psychology Today sitesinde yayınlanmıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir