Türk vatandaşlarının vizesiz ziyaret edebileceği Japonya’nın büyüleyici Koya Dağı (Koya-san) şehri, gelenekleri ve katı kurallarıyla dikkat çekiyor. Bu mistik yerleşim, sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda sıra dışı yemek yasaklarıyla da misafirlerini şaşırtıyor. Burada, Türk mutfağının vazgeçilmezleri olan et, soğan ve sarımsak, mutfakta kesinlikle yer bulamıyor.
Koya-san’da, Budist rahiplerin benimsediği Shojin Ryori felsefesi doğrultusunda, bu bitkiler “Gokun” yani beş keskin koku grubuna dahil edilerek “istenmeyen” olarak kabul ediliyor. Rahipler, bu tür malzemelerin insan zihnini karıştırdığına ve huzuru bozduğuna inanıyor. Bu nedenle, şehirdeki tapınak konaklamalarında (Shukubo) sunulan yemeklerde bu bileşenlere yer verilmiyor. Amaç, misafirlere tamamen huzurlu bir ortam sunmak ve meditasyona uygun bir atmosfer yaratmak.
Koya-san mutfağında, yalnızca sebze ve meyvelerden oluşan sanatsal yemekler öne çıkıyor. Canlılara zarar vermeme ilkesi (Ahinsa) gereği, et, balık ve bazen süt ürünleri bile yasak. Ancak bu yasaklar, yemeklerin lezzetinden hiçbir şey kaybettirmiyor. Rahipler, soya fasulyesi ve çeşitli sebzeleri o kadar ustaca harmanlıyor ki, yediğiniz yemeğin et içerdiğini anlamak oldukça güçleşiyor.
Vizesiz seyahat imkanı sayesinde Türk gezginler için cazip hale gelen Koya-san’a ulaşım oldukça kolay. Türk pasaportuna sahip olanlar için vize gerekmiyor. Osaka’dan kısa bir tren yolculuğuyla şehre ulaşmak mümkün ve ardından bulutların üzerine çıkan dik bir füniküler hattı ile bu “yasaklar şehrine” gitmek oldukça keyifli.
Konaklama seçenekleri arasında tapınaklarda rahiplerle birlikte kalmak bulunuyor. Bu deneyim sayesinde, şafak vakti yapılan ritüellere katılabilir ve hayatınızın en huzurlu gecelerini geçirme şansını yakalayabilirsiniz. Koya-san, hem ruhsal bir deneyim hem de kültürel bir yolculuk arayanlar için eşsiz bir destinasyon sunuyor.